Zamanın birinde ormanda yaşayan çeşit çeşit kuşlar varmış. Her ağacın tepesinde bir kuş yuvası bulunurmuş. Bahar geldiğinde bu yuvalarda yumurtalardan yavru kuşlar çıkarmış. Anne-babalar yavru kuşlarını çok sever, onları ormandan getirdikleri yiyeceklerle beslerlermiş.
Yaz ayının başı geldiğinde ormanda büyük bir heyecan olurmuş. Çünkü yaz ayının ilk gününde yuvada büyüyen yavru kuşlar ilk defa yuvalarından uçar ve ormandaki yeni yerleri ve diğer hayvanları keşfederlermiş. O sabah ormanın her yerinden kuş sesleri geliyormuş.
Tüm yavru kuşlar yuvalarının kenarında uçma zamanını bekliyormuş. Bazı kuşlar korkudan ağlarken bazıları ise bir an önce uçmak için sabırsızlanıyormuş. Herkes uçmak için bilge baykuşun işaretini bekliyormuş. Anne-babalar, korkan yavruları sarılıp öperek sakinleştirmişler. Leyleklerin uçarken onlara yardımcı olacağını, akşam ise tüm kuşlar gibi geri yuvaya döneceklerini anlatmışlar.
Baykuş “Gu guuuk” demiş ve tüm yavru kuşlar kanatlarını açmış. Sonra anne babalarına “Bay bay” yapmışlar ve uçmaya başlamışlar. Bazıları ağlayarak, bazıları heyecanla, bazıları da merakla uçmuşlar. Güleryüzlü leylekler yavru kuşlara yardımcı olmuş, ağlayanları ise güleryüzle sakinleştirmiş. O gün yavru kuşlar ormandaki akarsuların yerini öğrenmişler, zürafalarla tanışmışlar, acıkınca yemek yemişler.
Orman parkında oyun oynamışlar. Akşam olunca da yine baykuşun sesi ile yuvalarına dönmüşler. Anne-babalar yuvada yavrularını bekliyorlarmış. Yavruları gelince onlara sarılıp birlikte oyun oynamışlar. Akşam olunca da yatmışlar. Bir süre sonra tüm yavru kuşlar, ormana ve uçmaya alışmışlar.
Hep birlikte sabah neşe ile uçup ormanı keşfedip, birçok şey öğrenmişler. Akşam olunca da evlerine dönmüş, anne-babaları ile oynayıp sonra da güzelce uykuya dalmışlar.
Yazar Dr.
Mehmet Teber

