Okul öncesi dönemde yabancı dil eğitimi, çocuklara uzun kelime listeleri ezberletmek veya dil bilgisi kurallarını öğretmek şeklinde planlanmamalıdır.
Bu yaş grubundaki çocuklar dili dinleyerek, taklit ederek, hareket ederek, oyun oynayarak ve aynı ifadelerle günlük yaşam içerisinde tekrar tekrar karşılaşarak öğrenirler.
Bu nedenle yabancı dil, ayrı ve ağır bir ders gibi değil; çocuğun günlük yaşamına doğal şekilde dâhil edilen bir iletişim aracı olarak sunulmalıdır.
Çocuk Önce Dinler, Sonra Konuşur
Yabancı dille yeni karşılaşan bir çocuk, kelimeleri anlamaya başlasa bile hemen konuşmayabilir. Bu durum çocuğun öğrenmediği anlamına gelmez.
Çocuk önce sesleri dinler, kelimeleri davranışlarla ilişkilendirir ve zaman içerisinde kendisini hazır hissettiğinde konuşmaya başlar. Çocuğa sürekli “Hadi söyle” demek veya arkadaşlarıyla karşılaştırmak, yabancı dile karşı çekingenlik geliştirmesine neden olabilir.
Oyunla Öğrenme Merkeze Alınmalıdır
Çocukların doğal merakı ve keşfetme isteği, oyun temelli öğrenme ortamlarında daha etkin kullanılabilir. Rehberli oyunlar; kelime öğrenme, problem çözme ve iletişim becerilerinin birlikte desteklenmesine yardımcı olur.
Örneğin renkler konusu işlenirken çocuklara yalnızca renk isimleri gösterilmemelidir. Sınıf içinde renk avı yapılabilir:
Find something red. — Kırmızı bir şey bul.
Touch something blue. — Mavi bir şeye dokun.
Çocuklar hareket ederek, nesneye dokunarak ve kelimeyi gerçek bir durum içinde kullanarak öğrenebilir.
Şarkılar ve Tekerlemeler Kullanılabilir
Şarkılar, ritim ve tekrar sayesinde kelimelerin akılda kalmasını kolaylaştırır. Çocuk şarkının bütün kelimelerini anlamasa bile hareketlere katılabilir ve zamanla tekrar eden ifadeleri kullanmaya başlayabilir.
El yıkama, oyuncak toplama, hava durumu, selamlaşma ve vedalaşma gibi günlük rutinler için kısa şarkılar seçilebilir.
Günlük Rutinlerde Yabancı Dile Yer Verilmelidir
Dil eğitimi yalnızca belirli bir ders saatinde kalmamalıdır. Gün içinde tekrar edilen kısa ifadeler öğrenmeyi destekler.
İfadelerin jest, mimik ve hareketlerle desteklenmesi çocuğun anlam kurmasını kolaylaştırır.
Hikâye Kitaplarından Yararlanın
Resimli hikâye kitapları yabancı dil eğitiminde etkili bir araçtır. Çocuk, görsellere bakarak olayları tahmin edebilir ve yeni kelimeleri hikâyenin bağlamı içinde öğrenebilir.
Aynı kitap farklı günlerde tekrar okunabilir. Çocuklar tekrar sayesinde hikâyedeki kelimelere ve kalıplara aşinalık kazanır.
Hikâye sırasında:
What is this? — Bu nedir?
Where is the cat? — Kedi nerede?
Is the character happy or sad? — Karakter mutlu mu, üzgün mü?
gibi kısa sorular sorulabilir.
Ana Dil Gelişimi Desteklenmeye Devam Edilmelidir
Yabancı dil öğrenimi, çocuğun ana dilini geri plana atmak anlamına gelmez. Çocukların evde kullandıkları dili güçlü şekilde öğrenmeleri; düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini daha ayrıntılı ifade etmelerine yardımcı olur.
Çok dilli çocukların ana dillerini kullanmalarına izin verilmesi ve bildikleri kavramlarla yeni dil arasında bağlantı kurmalarının desteklenmesi önerilmektedir.
Hata Yapmasına İzin Verilmelidir
Çocuk yabancı dilde konuşurken kelimeleri karıştırabilir, eksik cümle kurabilir veya iki dili aynı cümlede kullanabilir. Bu durum öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Her hata anında düzeltilmemelidir. Yetişkin doğru ifadeyi doğal biçimde tekrar edebilir.
Çocuk:
Red car go. — Kırmızı araba gidiyor.
dediğinde:
şeklinde karşılık verilebilir.
Evde Nasıl Desteklenebilir?
Ebeveynlerin yabancı dili çok iyi bilmesi gerekmez. Günlük birkaç dakikalık eğlenceli tekrarlar yeterlidir.
Birlikte yabancı dilde çocuk şarkısı dinlemek, resimli kitap incelemek, evdeki nesnelerin isimlerini söylemek veya basit eşleştirme oyunları oynamak mümkündür.
Ancak yabancı dil çalışması sınav, ezber veya zorunluluk haline getirilmemelidir. Çocuğun ilgisini kaybettiği görüldüğünde etkinliğe ara verilmelidir.
Hasbahçe Anaokulu’nda Yabancı Dil Yaklaşımı
Hasbahçe Anaokulu’nda yabancı dil eğitimi, çocukların günlük yaşamından kopuk bir ders olarak değil; oyunlar, şarkılar, hikâyeler ve rutinler aracılığıyla hayatın doğal bir parçası olarak sunulmaktadır. Bu yaklaşım, okulun oyun temelli ve bütüncül eğitim anlayışıyla da uyumludur.
Sonuç
Okul öncesi yabancı dil eğitiminde başarı, çocuğun kaç kelime ezberlediğiyle ölçülmemelidir. Çocuğun dili merak etmesi, duyduğu ifadeleri anlamaya başlaması ve iletişim kurmaktan çekinmemesi daha önemlidir.
Sevgi, oyun ve tekrarın bulunduğu bir ortamda yabancı dil öğrenimi çocuk için keyifli ve doğal bir deneyime dönüşebilir.
