Duyguları Tanıma ve İfade Etme Becerisi

  • Anasayfa
  • Çocuklarda Duyguları Tanıma ve İfade Etme Becerisi Nasıl Desteklenir?
img img img

Okul öncesi dönemde çocuklar güçlü duygular yaşayabilir ancak bu duyguların ne anlama geldiğini veya nasıl ifade edilmesi gerektiğini her zaman bilemeyebilir.

Oyuncağı alınan bir çocuk arkadaşına vurabilir, annesinden ayrılmak istemeyen bir çocuk ağlayabilir veya başarısız olduğunu düşünen bir çocuk etkinliğe katılmayı reddedebilir. Bu davranışların arkasında çoğu zaman henüz ifade edilemeyen bir duygu bulunur.

Çocuğa yalnızca davranışını durdurmayı söylemek yerine, yaşadığı duyguyu anlamasına yardımcı olmak gerekir.

Duyguları Tanımak Neden Önemlidir?

Duygularını tanıyabilen çocuk, ne yaşadığını daha kolay ifade edebilir. “Kızgınım”, “korktum” veya “hayal kırıklığına uğradım” diyebilen bir çocuk, duygusunu vurma, bağırma ya da içine kapanma yerine kelimelerle anlatmayı öğrenebilir.

Çocuk ile yetişkin arasında kurulan karşılıklı ve ilgili iletişim; dil, sosyal beceri ve duygusal gelişim açısından önemli bir temel oluşturur. Yetişkinin çocuğun gördüğü, yaptığı veya hissettiği şeyi adlandırması, çocuğun duygu ve dil bağlantıları kurmasını destekler.

Önce Duyguyu Kabul Edin

Çocuğun yaşadığı duygu yetişkin için küçük görünse bile çocuk açısından oldukça güçlü olabilir.

“Bunda ağlayacak ne var?”
“Korkmana gerek yok.”
“Bebek gibi davranma.”

gibi ifadeler çocuğun duygusunu ortadan kaldırmaz. Aksine çocuk, yaşadığı duygunun yanlış veya kabul edilemez olduğunu düşünebilir.

Bunun yerine:

“Arkadaşın oyuncağı alınca kızdın.”
“Annen giderken üzgün hissettin.”
“Bu ses seni korkutmuş olabilir.”

şeklinde duyguyu fark eden ifadeler kullanılabilir.

Duyguya İzin Verin, Davranışa Sınır Koyun

Her duygu kabul edilebilir ancak her davranış kabul edilebilir değildir.

Çocuğa:

“Kızgın olabilirsin ama arkadaşına vuramazsın.”

denilebilir. Böylece çocuk, kızgın hissetmesinin yanlış olmadığını ancak bu duyguyu zarar veren bir davranışla gösteremeyeceğini öğrenir.

Ardından alternatif bir davranış sunulmalıdır:

“Kızdığında ‘Bu oyuncağı ben kullanıyordum’ diyebilirsin.”

Duygular Günlük Hayatta İsimlendirilmelidir

Duygu eğitimi yalnızca çocuk ağladığında veya öfkelendiğinde yapılmamalıdır. Günlük yaşam içerisinde yetişkinler kendi duygularını da uygun şekilde ifade edebilir.

“Yemeğin dökülmesine biraz şaşırdım ama birlikte temizleyebiliriz.”

“Bu resmi tamamladığın için gururlu görünüyorsun.”

Bu tür cümleler, çocuğun farklı duyguları tanımasına yardımcı olur.

Hikâye ve Kuklalardan Yararlanın

Çocuklar kendi duyguları hakkında doğrudan konuşmakta zorlanabilir. Hikâyelerdeki karakterler, kuklalar ve canlandırma oyunları bu konuşmayı kolaylaştırabilir.

Bir hikâye okunurken şu sorular sorulabilir:

  • Sence karakter şu anda ne hissediyor?
  • Yüzünden bunu nasıl anladın?
  • Sen onun yerinde olsaydın ne yapardın?
  • Ona yardım etmek için ne söyleyebilirdik?

Bu çalışmalar aynı zamanda empati ve farklı bakış açılarını anlama becerilerini destekler.

Sakinleşme Alanı Oluşturun

Sakinleşme alanı bir ceza köşesi değildir. Çocuğun yoğun bir duygu yaşadığında kısa süreliğine rahatlayabileceği güvenli bir bölümdür.

Bu alanda yumuşak minderler, duygu kartları, çocuk kitapları, stres topu veya nefes çalışmasını hatırlatan görseller bulunabilir.

Çocuk sakinleştikten sonra yaşanan olay hakkında konuşulmalıdır. Yoğun öfke veya ağlama devam ederken uzun açıklamalar yapmak çoğu zaman etkili olmaz.

Zorla Özür Diletmek Yerine Empati Kurmasını Sağlayın

Çocuğa hemen “Özür dile” demek, kelimenin anlamını öğrenmeden tekrar etmesine neden olabilir.

Önce yaptığı davranışın karşı taraftaki etkisi fark ettirilebilir:

“Arkadaşına vurduğunda canı acıdı. Şimdi üzgün görünüyor. Kendini daha iyi hissetmesine nasıl yardımcı olabiliriz?”

Çocuk özür dilemenin yanında arkadaşına buz getirebilir, oyuncağını paylaşabilir veya yaptığı resmi verebilir.

Yetişkinler Model Olmalıdır

Çocuklar yetişkinlerin öfke, stres ve hayal kırıklığı karşısındaki davranışlarını gözlemler.

Yetişkin hata yaptığında:

“Sesimi yükselttim ve bu doğru değildi. Sakinleşip yeniden konuşacağım.”

diyebilmelidir. Bu yaklaşım, hata yapmanın mümkün olduğunu ancak hatanın sorumluluğunu almanın gerekli olduğunu gösterir.

Hasbahçe’de Duygusal Gelişim

Hasbahçe Anaokulu’nun eğitim yaklaşımında çocukların yalnızca akademik değil; sosyal ve duygusal gelişimlerinin de desteklenmesi amaçlanmaktadır. Duygu derinliği ve değerler eğitimi kapsamında sevgi, saygı, empati, paylaşma ve merhamet gibi değerler günlük yaşamın içinde ele alınmaktadır.

Sonuç

Çocuğun duygularını yönetebilmesi için önce onları tanıması gerekir. Yetişkinlerin görevi çocuğun duygularını susturmak değil; anlamlandırmasına ve uygun biçimde ifade etmesine rehberlik etmektir.

Duyguları dinlenen çocuk, zamanla hem kendisini hem de çevresindeki insanları daha iyi anlamaya başlar.

Write your comment